Doğurganlık çağındaki bir çiftin herhangi bir doğum denetim yöntemi kullanmadan, en az bir yıl tertipli cinsel ilişkiye girmesine rağmen gebeliğin oluşmamasına “kısırlık” (infertilite) denir. Daha önceden hamile kalmış veya çocuğu olan bir çiftin, istemesine karşın gebe kalamamasına ise “sonradan gelişen kısırlık” (sekonder infertilite) denir.

Üreme çağındaki evli çiftlerin ortalama % 10-15 kadarında kısırlık mevcuttur. Kısır çiftlerde yapılan incelemelerde %40’ında nedenin erkekte, %40 kadarında hanımda, %10’unda hem adam hem kadında olduğu belirlenmiştir. %10 çiftte ise herhangi bir neden bulunamamaktadır. Bu duruma açıklanamayan kısırlık denilir. Gelişmiş toplumlarda eğitim ve kariyer beklentileri nedeniyle çocuk isteğinin ileri yaşlara ertelenme eğilimi mevcuttur. Hanımlarda 30’lu yaşların sonları ve 40’lı yaşların adım atarında yumurtalık rezervleri ve doğurganlık kapasitesi azalmaya başlar. Bu konum daha fazla çiftin yardımcı üreme yöntemlerine (tüp bebek) başvurması sonucunu doğurur. Ülkemizde kısırlık sadece ilgili çifti değil, geniş bir toplumsal çevreyi de etkilemektedir. Özellikle tedavi sürecinin uzadığı durumlarda, bu çiftler üstlerinde çok büyük bir sosyal ve psikolojik baskı hissetmektedirler. Aslen bu durum da tedavi sürecine negatif tesir yapmaktadır.

Kısırlık sebebiyle başvuran çift nasıl değerlendirilir?

Çift birlikte değerlendirmeye alınır. Cinsel hayatları, beraberlik sıklıkları sorgulanır.
1.) Öncelikle erkekte meni tahlili (spermiogram) istenir. Üç normal cinsel perhizden sonra yapılan meni tahlili değerlendirilir. Miktarı 2 ml den fazla, hücre sayısı (sperm) ml. De 20 milyondan fazla, hücrelerin hareketlilik oranı % 50′ den fazla, normal hücre oranı % 30’dan fazla olmalıdır. Meni tahlilinde anormallik tespit edilen kişiden bir süre sonrasında ikinci bir tahlil istenir ve değerlendirilmek üzere bir üroloji uzmanına gönderilir.
2.) Kadındaki kısırlık nedenleri 4 başlık altında incelenebilir.
A.) Yumurtlama bozuklukları: Kadındaki kısırlık sebeplerinin %30-40 kadarını oluşturur. Hanımın adet düzeni normal, adet döngüsü 25-35 günler içinde ise ( bir adetin ilk gününden diğer adetin ilk gününe kadar geçen süre) genellikle yumurtlama problemi gözlenmez. Kadında yumurtlamayı tespit edebilmek için vücut ısısı takibi, adetin 21-23. Günlerinde progesteron hormonu bakılması, beklenen adet kanamasından 3-4 gün önce rahim içinden örnekleme (endometriyal biyopsi) yapılması, ultrasonografi ile yumurtlama hücresinin takibinin yapılması şeklinde yöntemler kullanılabilir. Ayrıca FSH, TSH ve prolaktin hormonlarının bakılması gerekmektedir.

Ultrasonografi ile yumurta hücresi takip edeni

B.) Yumurtalık kanalları (tuba uterina) ve karın iç zarına (periton) ilişkin nedenler: hanım kısırlığındaki nedenlerin % 30-40 kadarını oluşturur. Kanallardaki başlıca problemler, daha önce geçirilmiş iltihabi hastalıklar, endometriozis yada geçirilmiş ameliyatlara bağlı gelişen yapışıklıklar ve tıkanma nedeniyle doğar.
Yumurtalık ve kanal çevresinde gelişmiş yoğun yapışıklıklar.
Karın iç zarında (periton) endometriozise bağlı odaklar ve yapışıklıklar da gebeliği olumsuz etkisinde bırakır.
Rahim peşinde, yumurtalık ve kanalların çevreında endometriozise bağlı yapışıklıklar.
Kanalların değerlendirilmesi ve endometriozis teşhisi için rahimin ilaçlı filmi (histerosalpingografi-HSG) ve laparaskopi yapılmalıdır.
C.) Rahimden meydana gelen faktörler: Belli sayı ve büyüklükteki myomlar, polipler, rahim içi yapışıklıklar (kürtajlardan sonra gelişebilir) ve rahimdeki doğumsal anomaliler kısırlığa sebep olabilir.
Rahimden kaynaklanan faktörlerin teşhisi için rahimin ilaçlı filmi (HSG), ultrasonografi bazen de MRI kullanılabilir.
D.) Rahim ağzından kaynaklanan sebepler (servikal faktör): Olguların %5 kadarından sorumludur. Bu bölgedeki bazı negatif faktörlerin adam hücresinin (sperm) geçişini negatif etkilemesi sebebiyle oluşur. Cinsel birleşme sonrası yapılan bazı testlerle değerlendirilir.
E.) nedeni belirlenemeyen olgular: tüm bu incelemelere rağmen bir sorun tespit edilemeyen kısırlık vakaları da mevcuttur. Bunlara “açıklanamayan kısırlık” vakaları denir. %10’luk bir orana sahiptir.

Kısırlığın tedavisi nasıl yapılır?

B.) Rahimdeki myom, polip, yapışıklık ve doğumsal anomaliler değişik ameliyat teknikleri ile tedavi edilebilir.
C.) Rahim ağzından kaynaklanan problemlerde aşılama önerilir.
D.) Sebebi bilinmeyen kısırlık vakalarında da aşılama yada tüp bebek tedavileri önerilir.
Tedavi altta yatan nedenlere bakılırsa yapılır.
1-) erkeğin tedavisi ürologlar tarafında düzenlenir.
2-) Kadındaki yumurtlama bozuklukları ilaçlarla tedavi edilir
a.) Kanallar tamamen tıkalı, hanım genç ve birden fazla çocuk istiyorsa, ameliyatla kanalların açılması denenebilir. Bu yöntem uygun değilse yardımcı üreme teknikleri (tüp bebek) önerilir. Endometriozise bağlı çikolata kistleri, yapışıklıklar ve diğer lezyonlar laparaskopi ile tedavi edilebilir.

Tedavi yönteminin belirlenmesinde kadının yaşı, kısırlık süresi, tedavi sürecine tahammül edebilme şeklinde faktörler rol oynar. Sebebi bilinmeyen uzun devam eden kısırlık vakalarında çiftlerin üzerinde çok yoğun bir psikolojik baskı vardır. Bu da tedavi sürecini negatif etkiler. Ruhsal baskının en güzel örneğini, bu çiftlerin çocuk beklentisi kalmadıktan birkaç yıl sonra kendiliğinden çocuk sahibi olabilmeleri göstermektedir. Hakikaten seneler boyu tedavi görüp, umutlarını kaybeden çiftler, bir süre sonra kendiliklerinden çocuk sahibi olabilmektedirler.

Tipik ağrı nöbetleri; çoğu zaman dinlenme halinde veya sakin durumda etkili olur; genellikle gece veya sabah erken saatlerde görülür. Ani başlangıçlıdır. Yanlarda (lumbar bölgede) gittikçe artan ağrı başlar, karın bölgesine doğru yayılır. Kasıklara, testis yada labialara yayılabilir. Ağrı kıvrandırıcıdır ve ağrı varlığında sakin durmak imkansızdır. Taşa bağlı ağrınız var ise; oturur, kalkar, yürür, uzanır ve rahatsız eden şeyden kurtulmak için devamlı hareket edersiniz.

Başka ne şeklinde emareler olabilir?

Tipik olan ağrı ile beraber idrar şikayetleri de olabilir. İdrar yapma ile yanma hissi, idrarın kırmızımsı veya pembe renkte, kanlı gelmesi görülebilir. Taş hastalarında, tıkanıklığa bağlı olarak farklı derecelerde enfeksiyonlarda sık görülmektedir. Ağır enfeksiyon tablosu oluşabilir bu durumda bulantı kusma ve ateş sıklıkla vardır.

Tüm taşlar direkt filmlerde görülebilir mi?

Taşların çoğunluğunun direkt filmlerde değişken derecelerde görülebilmesine karşın bu filmlerde görülmeyen taşlar da vardır. Ek olarak bu filmlerde taşların görülebilmesi için belirli boyuta ulaşması gereklidir.

Nasıl tanı konur?

Taşların birçoğunun belirlenebildiği ergonomik bir tanı yöntemi olan ultrasonografi ek olarak böbreklerin değerlendirilmesine olanak tanır. Beraberinde idrar tahlili ile idrar özellikleri, kristal varlığı, kanama ve enfeksiyon olup olmadığı belirlenir. Gerektiğinde ve girişimsel tedavi şekilleri düşünülen hastalar da IVP (ilaçlı böbrek filmi-kontrastlı üriner sistem grafisi) çekilebilir. Tomografinin gerekli olduğu durumlar da vardır.

Böbrek taşında tedavi alternatifleri nelerdir?

Böbrek taşları; seçilmiş hastalarda belirli bir boyuta kadar ESWL( Extracorporeal Shock-Wave Lithotripsy)(Taş Kırma) ile tedavi edilebilir. Cerrahi yöntemlerden Perkütan Nefrolitotomi şeklinde kapalı ameliyatlar ve açık ameliyatlar da uygulanmaktadır.

Taş hastalığının tedavisinde;

İdrar yolu enfeksiyonları önleme veya tedavi etme,
Taş analizi sonucu taşın içeriği öğrenilerek diyetin düzenlenmesi,
Gerekiyorsa metabolik araştırma yapılarak taş oluşum nedenin bulunması ve tedavi edilmesi önem taşır.

Üreter taşları

Üreter taşları hangi şikayetlere yol açar?

Üreter taşlarında şikayetler ağrı, bulantı kusma şeklinde olabilmektedir. Üst üreter taşlarında ağrı yan bölgede olup, sırta ve kasığa doğru yayılır, testislere vurabilir. Alt üreter sırta ve kasığa doğru yayılır, testislere vurabilir. Alt üreter taşlarında ek olarak idrar yapma ile yanma , sık idrara çıkma, acil işeme isteği olabilir ve penis köküne, vajinaya vurabilir.

Nasıl tanınır?

Direkt film ile veya ultrasonografi ile belirlenir. İntravenöz pyelografi (IVP-ilaçlı böbrek filmi) ile idrar yolları ve böbreğin durumu incelenebilir. İdrar tahlili ile kanamanın, enfeksiyonun varlığı belirlenir.

Üreter taşlarının düşme olasılığı var mıdır?

Her üreter taşı bir girişimi gerektirmeyebilir. Genel olarak üretere dışardan bir bası yada içerde bir darlık yoksa çapı 4-5mm taşların kendiliğinden düşme mümkünlığı yüksektir. Bu çaptaki üst üreter taşlarının % 29-98’i, distal üreter taşlarının %78-98’i, düşebilmektedir. Daha önce taş düşürmüş olanlarda sonradan gelişen taşların düşmesi daha basit olabilmektedir.

Hangi durumlarda bir girişim gereklidir?

Üreter taşlarında girişim yapma kararı vermede önemli bir ölçü böbreğin gördüğü hasar durumudur. Eğer böbrekte çalışma bozukluğu, enfeksiyon, ciddi derecede böbrek genişlemesi(şişmesi) benzer biçimde durumlar var ise veya tek böbreklilerde veya diğer böbrek çalışması bozuk ise girişim için süre kaybedilmemelidir. Kendiliğinden düşmenin tolere edilemediği ve iş veriminin düştüğü durumlarda da girişim yapılabilir. Tam üreteral tıkanıklık var ise iki haftadan önce girişim yapılması şarttır, 6 haftayı geçerse böbrekte geri dönülmez hasar gelişir.

Ağrının geçmesi her vakit taşın düşmüş olduğunu mu gösterir?

Ağrının kaybolması çoğu süre iyileşme olarak algılamaktadır, bu konum son aşama tehlikelidir. İdrar geçişine engel olmasının yarattığı böbrek hasarı unutulmamalıdır. Küçük taşlar hareketli olmaları sebebiyle daha fazla ağrı ve şikayete yol açabileceği, büyük taşların ise hareketsiz olmaları sebebiyle daha azca ağrı yaptıkları bilinmelidir.

Nasıl tedavi edilir?

ESWL(taş kırma) ve endoskopik (kapalı) veya açık cerrahi yöntemler tercih edilir. Taşın ebatlarına, yerine ve idrar kanalları ile böbreklerin durumuna nazaran belirlenir.

Penis boyu ile ilgili sorular bir üroloğa en çok danışılan mevzuların başında gelmektedir. Bu mevzuda erkekler içinde hurafelerle dolu hatalı bir bilgilenme söz mevzusudur. Bununla beraber organik olarak, penis büyütme operasyonları da internet dünyasında maksimum araştırılan konulardan birisi olmuştur. Öncelikle şunu belirtelim çoğu birey için penis büyütme boy uzatma ameliyatları son derece gereksiz bir işlemdir ve de bir çok riski de bununla beraber getirir. Peki bu konudaki bilimsel doğrular nedir?

Penis dediğimiz organ, bir erkekte çok güzel işleyen büyük bir sistemin yalnız dışta görünen minik bir parçasıdır aslen. Cinselliği yalnız penise indirgemek ise bu muhteşem dizayn edilmiş sisteme yapılan en büyük haksızlıktır. Damarsal yapılar, sinirsel ağ, süngerimsi doku, testisler, sperm keseleri, prostat, dikleştirici bağlar, omurilik ve beyinde yer alan ana merkezler uyum içinde çalışarak ereksiyon (sertleşme) ve ejakülasyonu (boşalma) sağlar. Ayrıca yadsınmaz halde ruhsal alt yapı, beş duyu ve duygular bu sistemin başlatılması ve sürdürülmesine olanak tanır. Kuşkusuz her insanın penisi kendine özgüdür ve kimsenin ki kimseye tam olarak benzemez. Bazılarında biraz küçüktür büyüktür, incedir kalındır, hafifçe eğridir düzdür…Vs. Bu genetik bir özelliktir ve dışarıdan müdahalelerle basit basit değiştirilemez. Iyi mi boyumuzu uzatmak mümkün olamıyor ise penisi de büyütmek o kadar rahat bir iş değildir.

Yapılan araştırmalarda sonucunda ve tüm dünyayı göz önünde bulundurduğumuzda sertleşmiş (erekte) bir penisin, kökten uca 8 ila 18 cm arası olması tıbben tamamen normal bir durumdur. Tüm erkeklerin %99’unun penis boyutu 8-18 cm, %90’nın ise 10-16 cm arasında değişmektedir. Tıbben bir tek 8 santimetre altı, ufak penis (mikropenis) (%0,5) olarak değerlendirilir ve bu da altta yatan hormonal bir eksikliğe bağlı gelişmiş olabilir. Bu mevzuda tıbbi araştırmaya ve gerekirse ilaç tedavisine ihtiyaç olabilmektedir. Ülkemizde yapılan geniş çaplı bir araştırmada ise Türk erkeklerinin penis boyu ortalaması 13,7 cm olarak saptanmıştır. Yapılan bir derleme çalışmasında da tüm dünya ortalaması 13,1 santimetre bulunmuştur. Hepimizin bilmiş olduğu benzer biçimde bu konuda ırksal farklılıklar çok fazladır. Uzak doğuda erkeklerde penis boyu dünya averajının altında kalırken, Afrikalı erkeklerde ortalamanın üzerine çıkar.

İkinci önemli mevzu; hanım cinselliği açısından penisin boyunun hemen hiçbir önemi olmayışıdır. Çünkü vajina penise göre şekil alan elastiki bir organdır ve yalnız ilk 3-4 santimetrelik giriş kısmı zevk almada işlev görür. Orgazm için ise asıl önemli organ klitoristir. Hiçbir kadın, penis boyu ile ilgili olarak bir beklenti içinde rahat rahat olmaz. Kadınların seks sırasında temel beklentileri, partnerlerinin onları şehvetle arzulaması ve vajinal ıslanma için kafi süre cinsel uyarı alabilmektir. Buna gün içinde yapacağınız duygusal jestleri de eklerseniz bir hanımın istediği hemen her şeyi esasen karşılamış olursunuz. Penis boyunun hanım cinselliği ile ilgilisi oldukça sınırı olandır. Hatta birazcık kısa ve kalın yapılı penisler vajina girişini daha çok uyardığı için tercih bile edilirler.

Erkeklerde penisin işlevinden çok boyuna odaklanmak “performans anksiyetesi” dediğimiz başka bir duruma yol açar. Sonucunda birey zaman içinde cinselliğe olan ilgisini kaybeder ve ereksiyon problemleri yaşamaya adım atar. Aslen temeldeki problem penis boyutu olmamasına rağmen bütün suç penis yüklenir. Bu konuda doğru bilgilenmek sağlıklı cinsel yaşam açısından çok önemli bir mevzudur. Yine belirtelim 8-18 cm arası tüm penisler normaldir yeteri oranda zevk alır ve verir. Oysa günümüzde özellikle porno film sektörü, ortalamanın çok üzerinde kalan penis boyuna haiz beyaz erkekleri kullanarak büyük bir mit oluşmasına sebep olmuştur. Porno oyuncuları çoğunlukla genelin yalnız %0,5’inde görülen 18 santimetre üzeri penis haiz erkeklerdir ve bu da abartılı bir ideal penis boyunun toplumda yerleşmesine neden olmaktadır. Oysa bu boyutta penise haiz adamların bir çoğu özel yaşamlarında partnerde ağrıya sebep olması sebebiyle bazı ilişki sorunları yaşarlar. Ve de tertipli birliktelik kurmakta zorlandıkları bilinmektedir.

PENİS BÜYÜR MÜ?

İnternet dünyasında penis büyüttüğü iddia edilen takviye ilaç ve kremlerin hiçbir bilimsel kıymeti yoktur. Bunlar tamamen kişileri aldatmaya yönelik ticari çalışmalardır. İçeriğinde ne işe yaradığını bilmediğimiz bu kimyasallar, parasal kaybın haricinde size çok büyük yan etkiler olarak da geri dönebilir. Yine penis büyütücü olarak satılan vakum cihazları da bu mevzuda işe yarayan aletler asla değildirler. Aksine sağlıklı peniste yer alan kapakçık sistemlerini bozabilir ve kalıcı ereksiyon problemlerını yaşamanıza da sebep olabilirler. Vakum cihazları penis büyütmek için değil venöz kaçak hastalığı sebebiyle ereksiyon problemi olan erkeklerde ereksiyonu sağlayabilmek için kullanılabilen yardımcı cihazlardır.

Penis boyu takıntının önemli bir pratik yansıması ise penis büyütme veya uzatma ameliyatlarının gelişigüzel yapılıyor olmasıdır. Bu ameliyatlarda aslında uzatılan penis boyu değildir. Penisin içeride kalan kök (krus) kısımlarının dışarı çıkarılmasına yönelik bir operasyondur. Bu fakatçla önce dikleştirici görevi olan bağlar kesilir ve penis kökü böylece serbestlemiş olur. Sonrasında da dokuyu büzücü dikişler desteğiyle de kök kısmı dışarıya çıkarılmaya çalışılır. Bu operasyon 1-3 santimetre lik bir dışta görülen bir uzamayı sağlayabilir fakat bir çok dezavantajı da beraberinde getirebilir. Bunlar;

1- Dikleştirici bağlar (süspansuvar ligamanlar) kesildiği için penis sertleşince yukarıya bakmamaya başlar. Artık sertleşen penisin açısı öne ve aşağı doğru gerçekleşir.
2- Büzücü dikişler (v-y plasti) kasıkta (infrapubik) çirkin bir görünüm bırakabilir. Doku estetiği kalıcı bozulabilir.
3- Penisi kalınlaştırmaya yönelik dolgu materyalleri yada implantlar penis duyusunu bozabilir ve zevki azaltabilir. Ereksiyon problemleri başlayabilir.
4- Penise meydana getirilen cerrahi girişimler ruhsal açıdan çok rahatsız edici olabilir. Alt benlikte özgüven sorununun daha da ağırlaşması ile sonuçlanabilir. Bazı kişilerde ise geçmişte bastırılmış ruhsal travmaların hiç beklenmedik biçimde yine uyanışını tetikleyebilir.

Bu sebeplerle penis büyütme ameliyatlarını ürologlar olarak özel istisnai durumlar haricinde önermiyoruz. Özellikle bu operasyonları göğüs büyütme ameliyatları ile asla eş tutmamak gerekir. Penisin boyutu ile ilgilenmek yerine düzenli spor yapmak, dengeli beslenme ve kilo denetimi ile cinsel performansı arttırmaya çalışmak çok daha akılcı bir yol olacaktır. Belki çoğu insan beden boyunun da birazcık daha uzun olmasını elbette isterdi. Bu son aşama insani bir hayaldir fakat gerçekleşmesi pek mümkün değildir.

Kısa boylu insanoğlu uzun boylu insanlara göre daha başarısız bireylerdir asla denemez elbet. Bunu hepimiz bilir ve ciddi mesele haline de getirmez. Penis boyu mevzusunda da bunu öyle düşünüp bedenimizle barışık yaşamak çok çok önemlidir. Sağlıklı cinsel yaşam için en gereksiz konuyu en öne alıp takıntı haline getirmemizin ne bizlere ne de partnerimize en minik bir faydası yoktur.

Eşinizle ve ailenizle olan sağlıklı ilişkiler hayatınızı iyileştirebilir ve her insanın kendilerini iyi hissetmesini sağlayabilir. Yalnız olsa olmazlar; sağlıklı ilişkiler kurmak ve onları sağlıklı tutmak için çalışmaya ihtiyaç duyar. Bir ilişki içine ne kadar olumlu çaba harcarsanız, o denli sağlıklı olması gerekir.

Sağlıklı Bir ilişki Belirtileri

Sağlıklı ilişkilerdeki insanoğlu birbirlerini sever ve destek sunar. Hem duygusal hem pratik olarak birbirlerine yardım ederler. İyi zamanlar ve kötü zamanlar için birbirimiz için vardırlar.

Sağlıklı ilişkiler çoğu zaman şunlara dayanır:

Saygı ve güven
Eşitlik
Hem ortak bununla birlikte bireysel çıkarlar
Dürüstlük
Bakım

Sağlıklı İlişkilerin Faydaları

Sağlıklı ilişkileri olan kişilerin, kendilerini daha mutlu ve hayatlarından memnun hissetme olasılığı daha yüksektir. Fizyolojik ve zihinsel sağlık sorunları olasılığı daha düşüktür.

Sağlıklı ilişkiler şunları yapabilir:

Kıymet ve ilişki duygunuzu arttırın
Sana güven ver
Yeni şeyler denemek ve kendiniz hakkında daha fazla data edinmek için sizi destekliyoruz.

Sağlıklı Bir İlişkide İletişim

Sağlıklı bir ilişki içinde olan insanoğlu düzenli olarak birbirleriyle konuşuyor ve birbirlerini dinliyorlar.

Yanlış anlaşılmalar olabilir ve bu da insanların üzülmesine, yaralanmasına veya aklının karışmasına niçin olabilir.

Söylemek istedikleriniz hakkında net olmak en iyisidir. öteki ferdin ne dediğini anlamak için gerçek bir çaba sarf etmek.

Sırf birbirinizi sevmeniz, iyi iletişim kurabileceğiniz veya diğerlerinin ne organize ettiğini bildiğiniz anlamına gelmez.

İlişkinizde daha açık iletişimi teşvik etmek için:

Birbirleriyle konuşmak için süre ayırın
Kendini başkalarının yerine koy
Neler olup sona erdiğini yada nasıl hissettiğinizi anlamak için öteki kişiye güvenmeyin
Birbirinizi dinleyin ve öteki kişinin onları dinlediğinizi bildiğinden kesin olun.
Öteki bireyin söylediklerini bitirmesine izin ver
Dürüst ve saygılı şeyler hakkında konuşun
Çok savunucu olmamaya çalış
Sakin ol ve saldırmamaya çalış.

İlişkinizi Beslemenin Diğer Yolları

Eşinizle veya ailenizle ilişkinizi geliştirmek için yapabileceğiniz başka şeyler var. Yapabilirsin:

Yanlış olduğunda özür dile
Şefkatli ol ve takdir göster
İlişkiyi bir öncelik haline getir
Ortak ilgi alanları geliştirmek
Kendin hakkında iyi sezmek için çalış
İkinize de yardımcı olacak çözümler bulmaya çalışın
Gelecek için planlar yapın.

İlişki Problemi Mi Yaşıyorsunuz?

Bir ilişkide iniş ve çıkışların olması normaldir. Farklı fikirlere haiz olmak da normaldir. İlişkiler ve insanoğlu vakit içinde değişir.

Bir kişi diğerinden daha fazla güce sahipse veya o fert ağzı bozuk veya şiddetli ise ilişkiniz sağlıklı değildir.

Bir İlişki bittiğinde
Bir ilişkinin sonu çok acı bir zaman olabilir. Uzun soluklu ilişkisi düzelen ve hayatlarını tekrar bir araya getiren insanlar için 2-3 yıl sürebilir. Bazı insanoğlu bu süre zarfında ciddi sıhhat ve duygusal problemler geliştirir.